Menu

Huzur Mücadelesi

3 min read September 10, 2021 at 9:52am on aşk, derin düşünce, love, meditasyon, tefekkür and zen

Uyguladığımız meditasyon pratikleri bir şekilde bizi sessizliğe ulaştırıp gündelik hayatta edindiğimiz kimliklerden bağımsız bir yerde var olmamızı sağlıyor.  

Bu alanda benliğimizin konumlandığı bir yer olmadığı için diğer insanlar, çevremiz ve olaylar hakkındaki yorumlarımız da bir süreliğine zeminini kaybediyor, geçerliliğini ve işlevini yitiriyor.   Bu deneyim insana büyük bir rahatlık, normal hayatta kafasını meşgul eden yargılar, hayal kırıklıkları, beklentiler gibi akli kurgulardan bağımsız, sessiz, gözlemci ve deneyimin getirdiği her şeye karşı hevesli, meraklı bir ruh hali sağlıyor. 

Sessizce oturup algılarını ve düşüncelerini onlara müdahale etmeden izleyerek yarım saat geçirmiş herkes bahsettiğim bu deneyimi bilir. 

Meditasyonda deneyimlenen bu huzur ve sessizlik alanı öyle keyiflidir ki gündelik hayatınızda da hep böyle bir ruh hali içerisinde olmak istersiniz. Gel gelelim hayat sadece huzurdan ibaret değil,  aksine çok hızlı, bir çağlayan gibi akmakta olan yönleriyle de yaşanmayı talep eder.  

Pek trajikomik bir şekilde, biz huzur beklentisi ile yaşamın bu deli çağlayanına direndikçe huzurdan uzaklaşır, gergin bir deneyim yaşarız. Çevremizdeki her şeyi sessizleştirmeye,  sakinleştirmeye çalıştıkça olaylar iyice çığrından çıkar, hedeflediğinizin tam tersi bir yerde buluruz kendimizi. 

Genel bir prensip olarak sürtünmenin, direncin olduğu yerlerde bir dengelenme ihtiyacının olup olmadığını kontrol etmek iyidir. Hayatın bize getirdiği ve sizin talep ettiğimiz şeyler arasında bir karşıtlık olduğunda, hayat bütün taleplerimize rağmen şımarık bir çocuk gibi kendi istediği şeyi direttiğinde, aslında onunla uzlaşmak çok kolaydır.  

Kendimizi hayatı kapsayan, onu yaratan ve onu seven bir ebeveyn gibi görebilir, öncelikle kendi direttiğimiz noktalarda bir rahatlama yaratıp sonra onu da bu alanda buluşmaya davet edebiliriz. Bu kesinlikle kendi ihtiyaçlarımızdan vazgeçmek değil, aksine ihtiyaçlarımıza kavuşmanın yolunun iletişimde olduğunuz diğer elementlerle uyum içinde olmaktan geçtiğinin farkına varmaktır.  

Oyunun nitelikleri sadece huzurlu ve sakin bir yapıda olmayabilir. Heyecanlı,  neşeli  hareketli, coşkulu, şiddetli yönleri ile de gelebilir karşımıza.  

Bu oyunu ortaklaşa oynamanın bir seçim olduğunu, hiçbir şeye mahkum olmadığımızı, yaklaşma, bütünleşme hakkımız olduğu kadar uzaklaşma, mesafe koyma hakkımızın da olduğunu bilmek, bütün bu iletişimin bir seçim olduğunun farkında olmak,  hareketlerimizi korku ve çözümsüzlük üzerinden değil,  özgürlük ve sevecenlik üzerinden ortaya koymamızı sağlar.